• İktibas

  • İktibas

  • İktibas

  • İktibas

Copyright 2017 - Custom text here

Ötüken Osmanlı Türkçesi Sözlüğü

 

Ötüken Osmanlı Türkçesi Sözlüğü, Arap asıllı Türk harfleri ile yazılmış Türkçe eserlerin taranması ile meydana getirilmiş bir sözlüktür. Osmanlı Türkçesinde; binlerce yıldır kullandığımız Türkçe kelimelerin yanında sadece Arapça ve Farsçadan alınarak Tükrçeleştirilmiş kelimeler değil Rumca, Ermenice, Romence, Slavca, İtalyanca, Fransızca ve son olarak da İngilizceden Türkçeye girmiş ve İmparatorluk toprakları üzerinde yaygın olarak kullanılmış binlerce Türkçe kelime mevcuttur. Türkçenin 5 ciltlik en kapsamlı sözlüğü olan

Ötüken Türkçe Sözlük'ün müellifi Yaşar Çağbayır tarafından hazırlanan Ötüken Osmanlı Türkçesi Sözlüğü'nde, kelimelerin Arap asıllı Türk harfleri ile yazılışları ve transkripsiyonları verilmiştir. 

Devamını oku...

“HOCA AHMED YESEVÎ / DİVÂN-I HİKMET”

“HOCA AHMED YESEVÎ / DİVÂN-I HİKMET”
H YAYINLARI

Hazırlayan: Hayati Bice

Ahmed Yesevî, kültür coğrafyamızda asırlardır etkisi ve rûhânî tasarrufu devam eden, ismi ve hatırası saygı ile anılan büyük bir mürşid-i kâmildir. O, İslâm tasavvufunu Türkçe anlatan kurucu bir şahsiyettir. Onun Yesi’de uyandırdığı çerağ, Türklerin manevî, edebî, kültürel ve günlük hayatına asırlar boyunca ışık tutmuş; fütûhat rûhuyla ve manevî bir donanımla yetiştirdiği alp-erenler Yesi’den Balkanlar’a kadar büyük bir coğrafyada gönülleri mayalamıştır.

Ahmed Yesevî, Kur’ân’dan ve Hz. Peygamber’den aldığı esasları sevgi ve bilgiyle yoğurarak kendi adıyla anılan Yeseviyye erkânının kaidelerini ortaya koyduğu gibi, kendisinden sonra Bektâşîlik ve Nakşbendîliğin de kaynağı olmuştur. Hazret-i Yesevî’nin İslâm tasavvufu ve Türk kültür tarihi açısından en önemli özelliği İslâm’ı her türlü sapkın düşüncelerden arınmış olarak tertemiz umdeleriyle ele alıp “dört kapı-kırk makam” diye adlandırdığı Kur’ân ve Sünnet’e uygun temel prensipler üzerine vaz’ etmiş olmasıdır. O, sohbet ve hikmetlerinde bu temel esasları ilk defa döneminin ve çevresinin anlayabileceği anadili Türkçe’yi esas alarak bir ilki gerçekleştirmiştir. Onun en büyük eseri olan Divân-ı Hikmet ise, Türk edebiyatının en temel ve büyük eserlerinden biridir.

*
Elinizdeki Divân-ı Hikmet, Hayati Bice’nin Ahmed Yesevî ve Divân-ı Hikmet üzerine uzun süredir yaptığı çalışmaların bir meyvesi olarak ortaya çıktı. 252 adet hikmeti içeren bu baskı, bilinmeyen yazmalardan elde edilen yeni şiirlerin de eklenmesiyle en mükemmel metin hâlini aldı. Hayati Bice’nin titiz çalışmasıyla günümüz Türkçesine aktarılan hikmetler, irfâna susamış gönüllere çerağ olacak, dün olduğu gibi bugün de rûhumuzu beslemeye devam edecekti.

http://hayatibice.net/

Türk Tarihinde Osmanlı Asırları

Yazarı: Sâmiha Ayverdi
Yayınevi:     Kubbealtı
Yayın Yılı:    1975

Türk Tarihinde Osmanlı Asırları"Türk tarihinin seyir ve tekamülü ardınca yürüyebildiğimiz ölçüde atılmış bu birkaç adım, iki büyük Türk devletinin dünya tarihi muvacehesindeki medeni ve içtimai değerlerinin, uzaktan yakından münasebet kurmak vaziyetinde olduğu milletlere ve nihayet dünyaya neler getirdiğini, umumi çizgileriyle tayin ve tesbit edebilmek gayretinin naçiz bir mahsulüdür. Bu yüzden de, başı, sonu bilinmeyen tarih dünyası içinde ve bu gökkubbenin altında tahtlar yıkıp zaferler kazanmış veya hezimetler kaybetmiş Türk kavminin binlerce yıllık macerasını bir tarafa koyup, bu zincirin birbirine girift ve sıkısıkıya bağlı iki halkası üstünde bilhassa duracağız: Selçuklu ve Osmanlı İmparatorlukları. Şuna inanmak yerinde olur ki, devrini tamamlamış ve ilmin hafızasına devr olmuş bu tarih realiteleri, vakti geçmiş, vazifesi tamamlanmış keyfiyetler değildir. Belki geleceğin temellerini teşkil ettiği için, cemiyet olarak büyük bir uyanıklık ve şuurlu bir tecessüsle üstünde durmamız gereken gerçeklerdir."

İKİNCİ SULTAN MEHMED VE FETH-İ MÜBİN (sayfa 248)

"...Fâtih Sultan Mehmed, dâvasında neden muvaffak oldu, diyecek olursak, bu sualimizin cevâ­bını, ilk gençlik çağından itibaren, himmetini kendi üstüne çevirmiş olan hükümdarın hayâtı içinde görmek mümkün olur. Beşerî egoizmini manevî feragate, ferdî dâvalarını kütle menfaatine feda eden genç hü­kümdar, îmânına şuur, vicdanına düzen, ameline ihlâs, cehline aydın­lık, ihtiraslarına sükûnet bağışlaya bağışlaya evvelâ kendisiyle hesaplaşmış, ondan sonra dışa taşmıştır.

Fâtih, yaptığını bilen ve yapacağını hesaplayıp düşünen adamdı. Onu kütle mukadderatını elinde tutan sayılı dahîler ve cihangirlerden ayıran üstün vasıf, icrâât ve başarılarında, fırsatlardan ve tesadüfler­den faydalanmış olması değil, yaptığından ve yapacağından haberli bu­lunan bir sisteme sahip bulunması idi. Halbuki büyük şöhretlerden pek çoğu, sevkitabiîlerini rehber tutan gafil ve zamanın mağlûbu kimseler­dir. Binâenaleyh Fâtih, ihraz ettiği şan ve şerefe, tesadüflerin yardımı ile değil, kendi istihkak ve kudretiyle ulaşmıştır.

Hiç bir zıt, değişmedikçe kendi zıttı ile birleşemeyeceğine göre, her şeyden evvel bir zıdlar âbidesi olan insan psikolojisinin de anlaşmış bir bütün hâline girmesi lüzumunu kabul eden Fâtih, çeşitli meyil ve duygularını inzibat altına alarak, yekpare bir enerji hâline getirmiştir. Neticede de, bir ruh ve îman potasında sublimasyon geçirmiş bu inşâcı ve tekâmülcü adam, anlayışını kütleye naklederken, baskı ve tazyik yo­luna değil, topluluğun zihnî ve teessürî elemanlarına hitap etmek cihe­tine girmiştir.

Devamını oku...

Orhun'dan Tuna'ya Uluğ Türkler

Orhun'dan Tuna'ya Uluğ Türkler
Kitap Adı: Orhun'dan Tuna'ya Uluğ Türkler
Yazar: Turgut Güler

“Târihe yön vermek, bizâtihi târihin içinde olmak ile târih yazmak birbirinden çok uzak mevkîlerde bulunuyorlar. Nitekim, Orta Asya târihinin tamâmında başrol oyunculuğu yapmış Türk milleti, o coğrafyadaki kadîm devirlere âit geçmişini, başta Çin olmak üzere, komşu kavimlerin kayıtlarından öğreniyor. Bilinen ilk yazılı eserlerimiz olan Orhun Âbidelerinin dikiliş ve yazılışı ile Teoman Yabgu’nun yaşadığı dönem arasında yaklaşık 900 yıl var. Bu dokuz asrı, başkalarından okuyarak anlamak gibi bir tuhaf vaziyetteyiz. Türk siyâsî târihinin fecrinde, adı bilinen ilk hükümdâr; Türk milletinin ‘Oğuz Kağan’lık makâmına lâyık gördüğü Mete Hân’ın babası ve Çin Seddi’nin inşâ fikrine mesned teşkîl eden büyük korkunun birinci kaynağı, Teoman Yabgu adında otağ kuran sıfat ve fiillerdir.”
……..
“Anadolu Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykûbâd ile Hârezmşâh Celâleddin’i, yeni bir kardeş kavgasında karşı karşıya getiren Yassıçemen Muhârebesi, Alâeddin’in lehine biterken, Türk târihinin ekmek teknesine ‘Osmanlı’ hamurunu koyup mayalanmaya bırakıyordu. Yarım asır sonra, bu maya tutup da üstüne su serpmek ihtiyâcı duyulduğunda, bakraçların daldırıldığı yer ‘Nîlüfer Çayı’ idi.”

Devamını oku...

f t g m