• İktibas

  • İktibas

  • İktibas

  • İktibas

Copyright 2017 - Custom text here

Taşkent: Orta Asya’nın Kalbi / Atlas Dergisi

Orta Asya’nın en büyük kenti, bir sanat ve bilim yurdu; Ali Şir Nevai ve daha nicesinin evi. İpek Yolu’nun, Timur’un, kadim hanlıkların hatıralarını çağdaş bir çerçevede sunan düzenli, yemyeşil, dinamik bir merkez. Özbekistan’ın başkenti Taşkent, eski külliyelerin mavi kubbeleriyle örtülü sahnesinde dünün ve bugünün en güzel hikâyelerini saklıyor.

Yazı ve Fotoğraflar: Kerem Yücel

Ludmila’nın kafasının olması gereken yerde kanat çırpan onlarca kuş var. Devamlı kendi ekseni etrafında dönüyor ve bir jimnastikçi kadar esnek bedeniyle dans ediyor. Üzerindeki eşofmana rağmen onun Taşkent’in masallarla örülmüş dokusundan fırlamış gizemli bir kuş kadın olduğunu düşünmeden edemiyorum. Fakat sonra kuşlar havalanıyor ve Ludmila’nın bilge bir yıldız gibi parıldayan, sükûnet dolu yaşlı yüzü beliriyor. Gülümsüyor ve büyük bir zarafetle kuşlarına da beni selamlamalarını işaret ederek yerlere kadar eğiliyor…

Geleneksel bir Özbek sirkindeyim. Diğer hepsi gibi burası da yuvarlak bir çadırın içinde, dünyanın gerçek dışı dediğimiz taraflarını içinde barındıran özel bir yer. Özbekistan’da köklü bir sirk geleneği var. Kadim zamanlarda kervanlarla dolaşan Özbek sirkleri, İpek Yolu üzerinde seyahat eder ve rota üzerindeki şehirlerde sahne alırdı. O yüzden içimden Taşkent Sirki’nin eski İpek Yolu günlerinden beri yaşayan çarpıcı bir sahne olduğu geçiyor. Ludmila Khoroshevina bunun canlı bir ispatı gibi. İlerlemiş yaşına rağmen sahne alacağı tarihe kadar günde iki kez sirke gelip antrenman yapıyor. Çıkarken, “Artık biraz yavaşlasam iyi olur” diyor gülerek. Yaklaşık 70 yaşındaki bu yaşlı kadına bakarken aklımdan yılları hesaplıyorum. Taşkent’in modern tarihteki bütün aşamalarını görmüş. İkinci Dünya Savaşı’nın etkilerini, Sovyet dönemini, 1966 depremini, Özbekistan’ın bağımsızlığını…

Devamını oku...

Küre Dağları Mağaraları; Yeraltındaki Güzellikler / Atlas Dergisi

Kastamonu’dan Bartın’a uzanan Küre Dağları’nın gür ormanlarla kaplı geçit vermez arazisi irili ufaklı pek çok mağarayı saklıyor. Her yıl dünyanın farklı bir köşesinde düzenlenen Uluslararası Mağara Fotoğrafçıları Buluşması 2015’te Kastamonu Pınarbaşı’nda gerçekleştirildi. Topmeydanı, Mantar, Ejder ve Mencilis’in de aralarında bulunduğu dokuz mağaranın büyüleyici güzelliklerine derin yolculuklar yapıldı.

Yazı: Havva Yıldırım Çoltu / Fotoğraf: Ali Ethem Keskin

Türkiye’nin en önemli doğa koruma alanlarından Küre Dağları Milli Parkı’nda, Topmeydanı Mağarası’ndayız. Genişliği zaman zaman 50 santimetreye kadar daralan, tavan yüksekliği ise çoğu yerde 20 metreye ulaşan bir çatlak boyunca ilerlemeye çalışıyoruz. Kış aylarında çok su çeken Topmeydanı birçok inişten oluşuyor. Neredeyse her inişin altında da çapı bazen iki metreyi bulan ve “cadı kazanı” denilen doğal havuzlar bulunuyor.

Mümkün olduğu kadar sudan uzak durmaya çalışıyoruz. Zira mağara dev bir buzdolabını andırıyor, yazın ortasında bile içindeki suyun sıcaklığı 10 derecenin altında. Islandığımız takdirde hipotermi vakası yaşayabiliriz. Bu nedenle mağara duvarlarına dübeller çakıp ip üzerine istasyonlar kurarak ilerliyoruz. Nihayetinde cadı kazanlarını aşa aşa eksi 60 metre derinliğe ulaştık.

Devamını oku...

f t g m